Bir kadının çığlıkları bütün kasabayı sarmıştı . Öyle çığlıkları vardı ki her çığlık attığında ağlamak istiyordum. Bir kaç gergin insana bakıyordum oturduğum yerde . Şarabım henüz bitmiş ve bu gün ki hasılat 1 şarap parasına bile yetmemişti . Artık insanlar dilencilerin dediklerini umursamıyordu. Oysa çok kullanışlıydık , hayalet sayıldığımız için kimse bizi gerçekten görmüyordu ve bizim de onları görmediğimizi zannediyorlardı . Fakat görüyorduk , konumuz da bu değil .
Yere serdiğim kirli bezi kucağıma döktüm , paramı cebime koydum ve yürüyerek dilenmeye devam ettim . Karşımdan bir at arabası geliyordu . Önüne atlayıp durdurdum . Arabacı sinirlendi ve üstüme doğru yürümeye başladı . Bir sol kroşe çıkardı karnıma . Karnımı tutarak eğildiğimde bir sağ çıkardı burnuma . Tekrar doğruldum ve sağa doğru çekildim . Araba devam etti . Ağzıma dolan kanı arkasından tükürdüm ve kendimi yere doğru bıraktım . Biraz dinlenmeye ihtiyacım vardı . Sokaktan aldırışsız geçen bir sürü insan vardı . Aniden bir çocuk tepemde durdu . “Noldu , hastalandın mı ? ” dedi ve devam etti .
“Benim annem de böyle hastalanmıştı . Yere yattı ve bir daha kalkmadı . Gözleri de kapalıydı galiba . Sende mi öyle hasta oldun ? ”
“Hayır sadece dinleniyorum”
“Neden çamura yattın ki , senin evin yok mu ? ”
“Var , gördüğün her sokak benim evim ”
“Çok büyük ve çok kirli bir evin varmış . ”
Dizlerimin üzerine çıkıp gülümsedim . Saçını okşamak istedim ama ellerim kirliydi . O da bana gülümsedi ve “İyileşmene sevindim . Görüşürüz kirli amca” dedi , gitti . Arkasına düştüm bende . Takip etmeye başladım . Yolun kenarında bir kasa şarap gördüm , hiçbirinin üzerinde alarm yoktu . Bir tanesini alıp , mantarını tirbüşon ile çıkardım . Tepeme diktim . Gözden kaçırmamak için ufak bir yudum aldım ve takibe devam ettim . Seke seke yürüyordu . Etrafında olan vahşeti görmüyor gibiydi . Yavaş yavaş limana doğru yöneldi . Bir balıkçı teknesine doğru ilerlemeye devam etti . İçinde duran adama seslendi ve boynuna atladı . Adam küçük çocuğu öptü , kokladı , sarıldı ve yanına oturttu . O an onu çok kıskandım . Yerinde olmayı herşeyden çok istedim . Başka bir adam daha yaklaştı . Onlara biraz daha yaklaştım ve kulak misafiri oldum . Anlaşılan adam kızın babasıydı ve balığa çıkacaktı fakat çocuğa bakacak kimse yoktu . Bir hız ile atıldım ve “Bayım ! ” diye seslendim . Beni görünce anlam veremedi , garip garip süzmeye başladı . Üstümde ki markalı ama kirli elbise onu şaşırtıcı bir merak içine sürüklemişti .
“Buyrun , kimsiniz ?”
Ben cevabı vermek üzereyken küçük kız arkadan atıldı
“Aa , kirli amca . Dinlendin mi ?”
“Evet dinlendim .” dedim . Adam bana baktı ve biraz sinirlendi.
“Kimsin kardeşim sen ?”
“Adım Melon . Kızınız ile yolda tanıştık . Galiba kendisi için bir bakıcıya ihtiyacınız var ?”
“Yok kardeşim hadi git yoluna” dedi . Arkamı döndüm ve yoluma devam ettim . Bir an için beni adamın ya da küçük kızın geri çağıracağını umudum ama olmadı . Telefonumu çıkardım . Arayacağım tek bir insan numarası yoktu . Yalnızlığımın yüzüme vurma sesini kulaklarımda duydum . Limana doğru yeniden döndüm . Yürürken koşmaya , koşarken düşmeye başladım . Hiç gerçek olamayacak bir hayale doğru düşüyordum . Çaresizliğime bile acıyacak bir canlı yoktu . İnsanlar soğuktu , üşüyordum . Öyle tatlı geldi ki uyku , kendi rüya tanrısının kollarına attım . Garip olmayacak belki ama öldüm..
Öldüm ve öldüm






