Henüz reşit ve bilinçli olmaktan uzak olduğum yaşlarda , benim bildiğim ismi ile Seviye Belirleme Sınavına yalandan hazırlandığımız günlerdi . Hastası olduğumuz bir PlayStation cafe vardı . Daha doğrusu dükkanın sahibi C.K ‘ya büyük bir sadakat ile bağlıydık . Kendisi 1.90 boylarında uzun saçlı , uzun sakallı , esmer ve iri bir insandı . Bu koca cüsse aynı zamanda kendi kadar büyük ve hassas bir yüreğe sahipti . Hep sahip olmak istediğimiz bir abi vermişti bize Allah . Hepimizin en güvendiği insan ve karşılıksız sevgi duyduğumuz tek adamdı . Çünkü aynı şekilde karşılıksız bir şekilde C.K da bizleri seviyordu . Cahil ve cesur bir kaç genç-çocuk . Dükkanını emanet edecek kadar sever , bir eksiğimiz olduğunda gururumuzu kırmadan eksiği kapatan ve her konuda arkamızda duran bir insandı . Lise de velilerimizin telefon numarası istendiğinde her zaman C.K’nın numarasını yazardık . Ve buna hiç kızmadan gereken ne olursa onu yapardı . Hiçbirimizi ayırmaz , hepimizi tek bir sıfat ile çağırırdı ; Bacanak . İşin garip tarafı “Bacanak” dediği zaman kimi istediğini anlardık . Sadece demesi yeterliydi .
Uzatmadan , bir gün C.K nın kardeşi H.K geldi . Evleneceğini söyledi . Haliyle paraya ihtiyacı vardı ve bu durumu kendisi karşılayamazdı . C.K yı uzun bir süre düşünürken takip ettim , 3 gün , 5 gün derken hepimizi yanına çağırdı . Neredeyse 5 yıldır beraberdik ve neredeyse bunun her günü birlikteydik .
Tebessüm etti .
“Beyler , Teta (ortağı) ile konuştuk anlaştık . Dükkanı kapatıyoruz , makineleri satıyoruz ”
Hiçbirimiz konuşamadık . Nedenini biliyor ve kahroluyorduk . Aynı zamanda tekrar tekrar C.K ya hayran oluyorduk . Evimiz gidiyordu , bir başkasına ev olabilmek için . Çok sürmeden her yeri toparladık , sattık , C.K nın arabasına kadar . H.K evlendi ve sonrasında H.K yı hiç görmedim .
C.K ile hala görüşüyorum . Badem Pınarında damacana taşıyor . Yaşı nerdeyse 33 oldu . Saçları döküldü ama uzatmaya devam etti . Ak düştü inceden . Ekmek teknesi ve tek mal varlığı olan arabasını vermesine rağmen hala mutlu ve hala bizi ilk tandığı gün gibi . Dinlenmek için mola verdiği her yerde , bir grup çocuk görürse aralarına katılır , hepsine limonlu maden suyu alır ve bir fotoğraf çekinir .
Peki Cennet Ehli bunun neresinde ?
Tam arasında . C.K bir Cennet Ehlidir . Tıpkı bahsettiğim O Cennet Ehli gibi . Kendi dünyasını yıkarken , bu iki nota arasında öyle bir tebessüm eder ki yaptığı şey ne kadar acı verici olsa da öyle güzel bir şey yapar ki , onu tanıdığınıza şükür edersiniz . Dizinin dibinden ayrılmadan yıllarca hayatını ona adamak , o güzel insana armağan olmak istersiniz . Benim Cennet Ehlim C.K değil , fakat o da bir Cennet Ehli . Benim için olmasa da varlığı öyle . Hayat benim için bu kadar dramatik olabilir ne kadar güzel olsa da . Ben sonları sevmiyorum tıpkı vedalar gibi . Sonlandıramam da bu sadakatimi .
Uzun lafın kısası tanışmak ve ayrılmak sadece iki nota arasıdır . İki nota arasında güler , iki nota arasında ağlar ve o iki nota ile ölürüz . Problem olan ise Cennet Ehli’ni fark etmek . Kimisi aşık olduğun insan , kimisi vefa duyduğun bir adam .
Şükürdür ki benim hayatımda iki nota , biraz gülüp biraz ağlama ve iki tane Cennet Ehli var . C.K ya sonsuz teşekkür , O’na sonsuz sevgi ve hasret .
“Bacanak güzel şiir”
-C.K
