
Bilmezdim yine o gün öleceğimi . Ölüm ile alakalı bunca şey söylerken yine ıskaladım kendi ölümümü . Samsun 216 almıştım o gün belki de ondandır . Çocuk Dostu Turizm Kongresinde görevliydim . Gönüllü adı altında zorunlu kaldığımız bir etkinlik , hizmet ediyoruz . O gün gecesinde biraz alkol almıştım , etkisinden olsa gerek rahat rahat uyuyup 7.00 de orda olamamıştım . Öğlen vakti olmuştu. Hızlıca giyindim , bir kaç parça çerez attım ağzıma ve çıktım. Bildiğiniz üzere yine berbat bir haldeydim görünüş olarak . Aynı deri ceket , aynı pantolon , aynı ayakkabı . Kendimce kendime “çakı gibi ” derim . Moral olarak destek amaçlı .
Otobüse bindim , kulaklığım kulağımda . Saian – Al Sevgilim Anne Ol Bununla çalıyor . Ayaktayım bende istasyon caddesine yakın bir yerdeyiz galiba tam hatırlamıyorum . Otobüs durdu , adetim değildir genelde Music Player sonsuz döngüde kalır . Saian – Al Sevgilim Kanser Ol Bununla başladı . Şaşırdım bende , kalsın istedim , kafamı kaldırdım .
O.
Hayır yanlış gördün o değil.
Tekrar baktım . O
Kendine gel , ayakta kal.
Saçma gelebilir size , fakat sırf böyle anlar için belimde hep bir tabanca olsun isterim . O anı yaşamayı es geçip mermiyi namluya ufak bir diz hareketi ile sürüp kafama doğru patlatmak için . Bilmem siz hiç “Allah’ım ne olur bir mucize olsun , belimde bir tabanca var olsun . Ya da göm beni buraya , son gördüğüm şey O olsun ” diye dua ettiniz mi . Ben ettim . Elimi belime attım . Boş . Tırnaklarımı geçirdim avucuma . O kadar savunmasızım ki otobüsün kaza yapma ihtimalini düşünmeye başladım.
Beni gördü .
Hayır görmedi .
Gördü işte . Uzatma . Sakin ol ve sakın bakma .
Durakladı . Arkasında birisi daha vardı ona döndü . Ceketinin cebini düzeltti . Zannımca sevgilisi , ön yargılı olmamak lazım .
Bir adım attı . Yaklaşıyordu
Bir adım daha , kalp sektesi başladı .
Bir adım daha . İnfilak etsin şu otobüs artık .
Son adım . Yanındaki kişi , yanıma kadar geldi . Omuzlarımız değecek . O arkamda . Olmasını istediğim yerde ama olmak istediğim yerde değilim . Hep sırtımda olsun isterim onu . Kollarımda değil.
Sonra Kalender çalmaya başladı .
‘… gözünün rengi bir bulut şu göğsüme dolsun . Hem neler olurdu bir düşün , düşünmek onurdur . Bir garip hale düşen ne berduş…’
Allah’ım ver artık şu belamı . Nolur al beni , göm buraya .
‘…bir nefes senden olsa olur mu ? .’
İşte Saian geliyordu yine . Ne kadar da güzel . Saian geliyordu . Yolun sonu gelmiyordu ama . Üniversiteye girmek üzereyiz . Hala arkamdalar .
‘.. bütün dargın çiçek isimleri gibi adın’
Ötenazi hasreti , otobüsün leş kokusu . Sigara krizi . Çakmak yoksunluğu . Anlamsız bir ölüm hasreti . Düşmek üzereyim ama sadece ben biliyorum .
‘..dudak kıvrımında devrik bir tramvay , insanlar gülmeleri mahcup’
Kafamı cama vurabilirim ama ölmem . Camdan geçmelerim meşhurdur , deneyimliyim . Kan yerine yine öfke akıyor damarlarımda. Kime öfkeliydim ? Kendime mi ? O’na mı ?
‘..sen o cumartesi gününün kırmızısı ve kauçuk , pabuçlarının küçük beyaz türküsü ‘
Sahip olmadığım her şey için üzgünüm . Mutlu edemediğim her şey için kızgın . O kadar kızgınım ki kendime , şimşekler düşse bedenim hasar almaz .
‘..seni nereden tutup çıkarsam sen hep öbürküsün . Hani bir çift laf edersin kalbin kuş olur . Hani el tuşları olur bir kent o zaman kent olur’
Çok az kaldı inmeme . Şarkı bitmedi . O inmedi .
‘..bi yaşım daha kayıp bu gün , bi yanım daha zayıf fakat , bir adım daha uzaktasın , bir kadın daha yazık . Kitabım daha kalın tabi , tiradım daha yalın ve de inadımdan sakın benim bitişim daha yakın ‘
Bittim ve indim . Bir daha hiç inmeyecek gibi indim . Bir daha hiç görmeyecek gibi baktım ona .
‘.. gözünün rengi bir bulut şu göğsüme dolsun..’