Makber , canı gönülden sahiplendiğim tek ve son kedim .
Oturuyoruz . Arkadaşlar okey atıyor bende galiba kağıda bir şeyler karalıyorum . Resim mi , şiir mi , bomboş çizgi mi hatırımda değil . Yakın bir arkadaşım ”Ya veteriner bir arkadaşım var az önce aradı , valiliğin orda bi yavru kedi bulmuşlar . Sen sahiplenmek ister misin ? ” dedi . Hiç düşünmedim ”Olur , gelsinler alalım. ” dedim . Çok sevindi , hemen aradı tekrar arkadaşını . Gelmeleri 5 dakika sürdü belki , fakat o 5 dakikada 5 yıllık bir mazi geçirme hayali kurmuştum ben çoktan . Artık odamda yanlız uyumayacaktım . Gerçek bir dost gibi , evlat gibi bana cevap vermeden dinleyecekti . Belki onaylamayacaktı , ama kalbimi de kırabileceğini düşünmüyordum .
Kapı açıldı , tekir bir tüy yumağı geldi kucakta . Korkusu 10 metreden anlaşılıyordu. Hırkamın kollarını uzayacak şekilde çektim . Ellerimden ürkeceğini düşündüm , yavaşça kumaş ile temas etti . Sıcak olduğunu anlayınca da küçük patileri ile bir adım attı . İşte bu ! Hayatımı , hayatına adayacağım ilk varlık nihayet sonunda bulmuştu beni . Yarım saat kucağımda izledim onu , uyumasına izin verdim . Birisi ”Adını ne koyacaksın ? ” dedi . Aslında düşündüğüm bir kaç isim vardı ama , Makber aralarında en çok hoşuma giden isimdi . Hatta bir kızım olursa koymayı da çok düşündüm ama ”Saçmalama” diyen çok insan olduğu için sorgular olmuştum kendimi . ”Anlamı mezar manasına gelen bir ismi neden kızına koymak isteyesin ? ” diye düşünüyorlardı . Mezar kelimesi neden rahatsız ediyordu onları anlamıyorum , fakat beni rahatsız ya da huzursuz etmedi hiçbir zaman . En nihayetinde biliyoruz , mezar nedir . Bilmemezlikten gelmenin daha anlamsız olduğunu düşünüyordum . ”Makber.” dedim . Aynı tepkilerin biraz lacivertini aldım . Umrumda bile değildi . Ne şekilde seslensem Makber bana zaten bakıyordu . Bende kendimi kandırmak için sürekli sadece ”Makber.” diye sesleniyordum . İsmine ondan önce ben alışmıştım çünkü . Artık Makber var , ben varım . Dünyam bambaşka cennetlere ev sahipliği yapacaktı artık . Kasımpatılar açacaktı avuçlarımızda . Melodiler artık üzmeyecekti beni . Ne maddenin ne mananın ağırlığını taşımayacaktık sırtımızda.
Evimize gittik . Ev dediysem bi göz oda . Biraz soğuk ama içeride sürekli sigara içtiğimden ve evin tek güneş alan tarafının benim odam olmasından mütevellit , sabahları bu soğuk pek hissedilmiyordu . Lakin o an akşamdı ve Makber bu gün , hatta o ana kadar ki ömrünün bütün soğuğunu görmüştü . Diğer yatağa koydum Makberi . Bütün ihtiyaç duyacağı eşyaları , gıdaları hazırdı . Kalınca bir battaniye ile hafifçe sardım . Başını okşadım , öptüm . İyi geceler diledim . Fakat Makber arkamı döner dönmez ayaklanmış olmalı . Lambayı söndürdüğümde ses etti . Tekrar açtım . Yataktan aşşağı inmiş , ayaklarımın önünde yatmıştı . Kendi halinde bırakıp yatağıma girdim . Benimle beraber Makber girdi . Fakat onu ezmekten ya da zarar vermekten korktuğum için eski yerine götürdüm ama nafile . Yeniden yanıma geldi . Direnmedim . Bi gözüm açık ama huzurlu ve mutlu uyudum .
Keşke hiç sabah olmasaydı . Hiç evden çıkmasaydık . Makber kaçmasaydı .
Şimdi deseniz ki ”Bu seni niye etkilesin ?” . Ben çoğu insan gibi kendimi gerçekle bağdaşmayan fikirler ile avutamıyorum . Belki başkası olsa ”Sokağa alıştığı için .” ya da ”Kedi nankör hayvandır. ” gibi şeyler söyleyebilir . Fakat bunların bir geçerliliği olamaz . Evet , insanlara rahat batar . Kendilerini çok seven insanları hatta kendileri çok sevdiği , yanında huzur bulduğu ve yanlız kalabildiği insanları terk edebilir . Ama hayvanlar da mı böyledir ? Zannetmiyorum . Makber , hala iyi bir insan olamadığımın hikayesidir . Hala lanet bir insanım ki bir kedi bile beni saatler içerisinde tanıyıp , terk edebiliyor . Hakkı tabi . Canı sağolsun .
