Hayatının tamamını dümdüz yürümeye, kaybedeceği ya da kazanacağı bir şey yoksa yolundan sapmamaya gayret eden bahtı sikik piyadeler. Önünde çok uzun, gayret ve risk taşıyan, kimi zaman çıkmazlara, kimi zaman açmazlara sokan bir yol. İlk onlar gözden çıkarılır. Kimi zaman sadece stratejik avantaj için bile feda edilir. İntikamı bile alınmaz, unutulur gider. Ha şayet aralarından biri şanslıdır (ki bu genelde A ya da H piyonu olur) yolun sonunu tamamlar. Bu durumda genelde oyun 30 (İki tarafın yaptığı karşılıklı hamleler tek sayılır. Ayrı sayarsan eder 60) hamleden önce olmaz. Olur da yolunu tamamlarsa istediği her şey olabilir diye düşünmeyin. Sadece konulduğu amacı tamamlamış olur. Yerine başka bir taş alınır. Şah hariç.
Tabi hepsi bu kadar şanslı değildir. Dizilirler hatlarına. E ya da D piyonu anında sürülür öteye. Ne olduğunu bile anlamaz garibanlar. Bir anda karşısına yine ona çok benzeyen ama bir yandan da farklılık gösteren başka bir piyon sürerler. Birbirlerine bakarlar öylece eğer başka bir etken olmazsa. İçlerinden hep “Neden bunu yapıyoruz?” diye düşünseler de, bir zaman sonra onlar da savaşa alışır. Kimisi merkez hakimiyetini gerçekten önemser. Kimisi de beraber çarpıştığı arkadaşlarının düştüğünü görünce ölüm uğruna intikamını alır. Fakat sonuçta çoğunluğu ölüme mahkumdur. Bunun farkında bile olmazlar başlarda. Yavaş yavaş anlarlar. Ellerinden hiçbir şey gelmez. Ya savaşın vahşetine ayak uydurup sertleşecek, ya bir etken olmadığı için karşısındakine kin duyarak bekleyecek ya da öldürülecektir.
Aralarından genelde B veya G piyonları Şahın rok attıktan sonra korumalığını yapar. Artık kendilerini daha rahat hissederler. Memur gibi, ne uzalır ne kısalır genelde. Tehlike düşmüştür. Fakat bu bir anda değişedebilir. Ani bir feda ve taktik üstünlük ile aralarından birinin düşmesi Şahın öldürülmesi için yeterli olabilir. Sonuçta her şekilde onlar da ölebilir. Oyunu kazansanız da, kaybetsenizde.
Kısaca, bu oyun belki kralların, belki üstün zekalıların belki kendini öyle zannedenlerin, belki eğlenmek isteyen herkesin oyunudur. Fakat şu bir gerçektir, taraflardan biri çekilmediğinde ya da beraberlik imzalanmadığında yani kısaca oyun bu etkenlerden kurtulup olduğu gibi devam ettiğinde piyonlar her zaman ölür. Yegane amaçları tuzak olmaktır. Yemdir onlar, daha fazlası değil. Çünkü piyonlarını kaybetmeden kazanan ya da kaybeden tek bir kişi yoktur. Onlardan daha değerli midir feda edildikleri şeyler? Maalesef oynayan herkes için öyle.
Otoriteler, totaliteler de böyledir. Siviller stratejik konum, burjuvaların gelişimi ya da sadece merkezi üstünlük benzeri şeyler için feda edilebilir. Sonucunda kazanan ve kaybeden olsa ne fark eder? Bunca kan döküldükten sonra zaten herkes kaybetmiştir.
